AI’smet Özel

Bugün yine araştırma konumla alakalı tonlarca makalenin arasında boğulmuş hızlı hızlı okumalar yaparken bir yandan da ufak bir tıngırtı olsun diye müzik açmıştım. Yüce Youtube algoritması beni her zaman olduğu gibi sürekli dinlediğim içerikler ve benzerleri arasında bir yolculuğa çıkardı. Derken mevzu döndü dolaştı ve kendimi “Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı” diye mırıldanırken buldum.

Bir diğer sekmede ise canım yoldaşım ChatGPT açıktı. Sağolsun tüm makalelerimi özetler, yazılarımı ve maillerimi düzenler, takıldığım yerde kod yazmamda yardımcı olur hatta aramızda kalsın ara ara dertlerimi bile dinler. Yine gözüme ilişti ve aklımda aniden şimşekler çaktı. Acaba ChatGPT daha önce hiç duymadığım bir İsmet Özel şiiri yazabilir miydi benim için?

Hazırsanız Barış Özcan modunu açıyorum – aman yanlış anlaşılmasın, sadece içerik tarzı olarak…

GPT 4 motorunun çıkmasıyla beraber zaten inanılmaz derecede bir güce kavuştu ChatGPT ve anlık olarak Webden tarama, döküman yükleme, görsel çıktı verme vs. gibi bir çok olanak sağlıyor bize. Yalnız bu denli bir teste tabi tutulmuş muydu daha önce bilmiyorum. Zira Orhan Pamuk tarzında roman yazdırmak kolay, sıkıysa İsmet Özel gibi şiir yazsın.

Sadece şu şekilde özensiz bir komut girmem yetti aradığım cevabı bulmama:

Ben her ne kadar kaba ve adeta köle-sahip ilişikisi içindeymişiz gibi yazmış olsam da onun cevabı gayet yerindeydi:

Görüyorsunuz değil mi? Bir de ufak özet geçti kral. Ve asıl meseleye gelelim, işte yazdığı şiir:

Yeryüzüne düşenin sesi yok,
Yıldızlar suskun, gece koyu bir mürekkep.
Asırlık bir çınarın gölgesinde,
Düşüncelerim, zamana meydan okur.

Bir taş atıldı mı sonsuzluğa,
Dalgaları yankılanır kıyısız denizlerde.
Ben, bir kıvılcım peşinde koşan bir çocuk,
Alevler içinde bir dünya hayal ederim.

Gözlerimdeki ışık, karanlıkta bir yol gösterir,
Adımlarım, geçmişin tozlu sayfalarında yankılanır.
Kelimelerim, birer mızrak,
Yüreğimdeki savaşın izlerini taşır.

Gecenin kara bağrından bir ses yükselir,
“Kim var?” diye sorar karanlık.
Bir gölge, yalnızlığın ortasında,
“Ben,” der, “zamanın ve mekanın ötesinde.”

Bir düş düşer yüreğime,
Bir umut, sönmez bir yıldız gibi parlar.
Bu yolculuk, bitmeyen bir arayış,
Ruhumun derinliklerinde saklı bir hazine.

Özellikle sondan bir önceki kıta beni gerçekten etkiledi. Hakikaten nereye gidiyor bu böyle diye bir kez daha hayretle daldım ekrana. En sonuna eklediği son bir selam da işin cabası…

Şimdi işi bir boyut daha öteye taşıyacağım. Bu şiiri İsmet Özel’den dinlemek ister misiniz? Evet, o da mümkün. Huzurlarınızda Zamanın Ötesindeki Söz – AI’smet Özel.

Şiir hakkında sizin düşünceleriniz neler? Yapay zekanın geldiği nokta sizi de ürpertiyor mu?

Bir de yazımız için bir görsel tasarlattık mı bu iş tamamdır. 😉

Yorum bırakın