Üç, 10’dan Büyük Mü?

İmam Gazali Hazretleri, otobiyografisi niteliğindeki El-Munkız isimli eserinde bir temsil kurar. Hazret temsilde der ki: Bir bilginin kesinliğini bildikten sonra bir hokkabaz: “3 sayısı 10 sayısından büyüktür. İnanmazsan bu asayı yılana dönüştüreyim.” dese ve dediğini yapsa yine de bilgimden kuşku duymam. Zira hokkabazın işine hayret duyulsa da onun yaptığı 3’ü 10’dan büyük kılmaz.

Bu temsil üzerine bir de Mimar Serkan Duman’ın “Aslında Mimarlık” eserinden bir mülahazaya dikkat çekmek isterim. Eserde batı medeniyetinin göze, görmeye ve görselliğe olan olağanüstü alakasını yazar, çok güzel ortaya koyar. Özellikle “Göz Medeniyeti” bölümüne bakmanızı isterim. Ben buradan sadece bir alıntı ile iktifa edeceğim:

“Göz tatmin olmak için sırları kaldırmak ister. Bu sebeple Tanrı’yı bile görmek ister. Batı bunu bugün bilimle yapıyor doğrusu. Onu göz ile aramaya devam ediyor.”

Aslında Mimarlık, s.56

Gazali Hazretleri’nin temsilinden gidecek olursak, hokkabazların yaptıkları özünde göz yanıltmaktır. Gösterdikleriyle tevehhüm ettirdikleri arasında esasen bir tutarsızlık/çelişki/tehâfüt vardır. Yani özünde hokkabazların işi insanları görsellik vasıtasıyla kandırmaktır.

Verdiği temsille Gazali Hazretleri, hokkabazın yaptığı iş ve kurduğu yargı arasında geçerli bir temellendirme/gerekçelendirme ilişkisi olmadığını gösterir. Bu vasıtayla söz konusu yargının geçerli olmayacağını ifade etmek isteğindedir. Bu temsilin bir an gerçek olduğunu düşünün. Söz gelimi bir hokkabaz uzun ve tesirli bir gösterinin sonunda kalabalığa karşı; “3, 10’dan büyüktür delili ise bakın bu gösterimdir” dese, sanıyorum özellikle kalabalığın içindeki cahiller gösterinin tesiriyle 3’ün 10’dan büyük olduğuna çok da düşünmeye gerek duymadan inanacaktır. İşte bu haliyle temsilimiz bana tam olarak son üç asrın özeti gibi geliyor. Şöyle ki:

Hokkabaz modern batı medeniyetidir. Seyirciler, batı harici toolumlardır. Gösteri ise son modern teknolojik gelişmelerdir.

Öyle ki bu gösteri hali hazırda devam etmektedir. Yeni teknolojilerle hipnotize olmuş insanlık gün geçtikçe daha da batının illüzyonuna müptela olmaktadır. Narkozlanmış bir hasta gibi uyandırılmayı bekliyor.

Bu illüzyonun tesirlerini açmak isterim. Zira özünde bu kurgu ile amacım son iki yüz yıldır özellikle Müslüman entelektüellerin sıklıkla aşağılık psikolojisine bağlı olarak yazıp çizdiklerini eleştirmektir. Literatüre bakıldığında ağırlıklı Müslüman entelektüellerin iki temayülü vardır. Biri gelenekçiler, biri de modernistler.

Modernistleri genel olarak ikiye ayırmak mümkündür. Bir kısmı tamamen illüzyona tabi olmuş ehliyetini yitirmiş ve kendisine öğretilenlerin papağanlığını yapan yazarlardır. Bu yazarlar kurtuluşu batılı gibi düşünmek, inanmak, yemek, içmek hatta ihtiyaç gidermekte ararlar. Bu perspektif gerçekten de iflah olmaz. Yazarların en ednasıdırlar. Bir tarafta ise İslam’ı -haşa- ıslah ile batılılaştırmaya çalışanlardır. Bu yazarlarda tam manasıyla birer zayiattır.

Diğer tarafta ise gelenekçiler vardır. Bunlarda ise iki temayül vardır. Birileri tümden batıyı reddedip yok sayanlardır. Diğerleri ise kendilerini yani geleneklerini batı ile veya batının kavram setleri ve düşünceleriyle doğrulamaya çalışanlardır. Bunların ikisi de modernistlere göre nispetle daha makbul olsalar da özellikle tümden retçiler, tümden batıcıların anti-tezi olmakla esasen aynı kumaşın lacivertidirler. Batı ile kendilerini doğrulama gayreti içindekilerin yaptıkları da gerçek bir çaresizlik örneğidir. Zira bu zihinsel yenilginin bir tezahürüdür. Kendi öz kıstaslarını kaybederek kendini tanımlayanlar kendilik bilinçlerini/öz-benliklerini kaybetmiş demektir.

Bu duruma misaller getirilecek olursa, tümden batıcılar ve tümden retçiler akıllarda belirmiş olacağından es geçilerek ılımlı iki gruba bakalım. Ilımlı modernistler batı kalıbına İslam’ı yontarlar. İslam’daki batılı düşünceyle çatışan unsurları törpülerler. Söz gelimi kadın haklarına aykırı diye miras hakkı “reforme” edilir. Cismani cezalar “insanlık onuruna(?)” aykırı olduğu için ilga edilir. Ilımlı gelenekçiler ise mesela İslam’ın kendi haklar sistematiğini açıklamaya yeltenmek yerine İslam’da İnsan Hakları, İslam’da Kadın Hakları vb. kavram setleri üzerinden esasen batıya ve batılı düşünenlere kendini kabullendirme -aşağılık- psikolojisi mevcuttur.

Bu temayüllerin metodolojik hatasını ise başka bir zamana anlatmak niyazıyla…

Yorum bırakın