Kasım Küçükalp’in Onto yayıncılıktan seri halinde çıkan “Zamansız Düşünceler” kitabını 1 başlık altında 4 kısıma ayırarak incelemesini sunmaya çalışacağız. Bu başlık kitapları neden yazmış olduğuna dair bir önseziyi ifade ederken 4 kısım ise kitapların içerisinde yar alan başlıkların kategorik olarak ifade edilmesine olanak sağlayacaktır. Ancak bu kısımlara geçmeden önce kitapların adının neden “Zamansız Düşünceler” konulduğuna dair bir analiz sunmak yerinde olacaktır.
Birinci kitabın önsözünde Küçükalp başlık olarak neden “Zamansız Düşünceler” ismini verdiğine dair kısa bir özet geçmekte. Bu özet temelde zamansız terimiyle hem şu ana ait bir kisvenin reddedilmesini hem de geçmiş ve gelecek arasında kurulan köprünün somut hale gelmesini sağlamaktadır. Çünkü her hâlükârda değişime yönelik direnen bir düşüncenin varlığı aynı zamanda yaşanılan herhangi bir zamanın mekânik dünya görüşünden beridir. Bu düşünce çizgisi aynı zamanda yaşanılan o zamanın insanına yönelik de bir uyarı hüviyetindedir. Bu uyarı aslında çağlar üstü olması gerekenin yaşanılan çağa hapsedilememesi gerektiğini ifade eder. Dolayısıyla kitapların sayfalarında ısrarla tekrarlanan hakikat vurgusu aynı zamanda hakikate yönelik çağın düşünce imkanının koymuş olduğu zamana ve mekâna ait sınırları ortadan kaldırmak ve hakikatin asli hüviyetiyle yani zamansız ve mekânsız oluşuyla anlaşılmasına zemin hazırlama işlevini görmektedir. Zira ikinci kitabın 60. sayfasında “Yol ve Yolcu Üzerine” başlığı altında şunları ifade etmektedir Küçükalp: “ Zamansızca hükmünü icra eden hakikat, ‘benim ne başlangıcım ne de sonum var.’ diye seslenir, tam bir mekânsızlık içindeki yolcuya.” Bu sebeple kitapların analizine yönelik başlık bu işleve uygun olarak “davet”tir. Daveti iki şekilde anlamak mümkündür. İlk olarak zaten bulunan yere başkalarını çağırmak iken ikinci anlamıyla ufukta gözüken bir yere başkalarıyla gitme istediğidir. Küçükalp bu anlayışların ikincisini kendine rehber edinerek kitap boyunca “nasihat”, “hatırlatma”, “uyarı”, ve son olarak “tereddüt” kategorileri altında düşüncelerini kağıda dökmüştür. Bu dört kategori davet başlığı altında incelenecektir. Çünkü yolcu için anlatılacak bu süreçlerin temel motivasyon noktası davettir.
DAVET
Nasihat (Yola Çıkacaklara)
Küçükalp, nasihat başlığı altında tasavvurunu kurduğu yola davet ettiklerini hazırlamak ihtiyacı hissetmektedir. Bu hissiyat temelde hem yaşadığı çağdan ortaya çıkan düşünce krizleri ile zihni bulanan ve insan olmanın ne olduğuna ilişkin tasavvurları ortadan kalkan beşere yöneliktir hem de Müslüman olmanın çağa ilişkin düşünce sınırlarının ötesinde bir şey olduğuna yöneliktir. Bu minvalde “Göklere ait bir varlığın arza bu denli düşkün olması cehaletindendir” diyerek bu cehaletin hem nereden neşet ettiğine hem de nasıl bertaraf edileceğine bir hatırlatmada bulunmaktadır Küçükalp. Öyle ki “eşref-i mahlukat” ile “esfel-i safilin” arafında olan insanın cehaletiyle skalanın aşağı tarafına kaydığını ifade ederek ve ancak asli hüviyetine dönerek ibreyi nasıl tersine döndürebileceğine ilişkin bir alt-metin vardır bu cümlelerde. “İnsan Olmak ve Ahlak Üzerine” adlı pasajda bu minvalde ifade ettiği arafı insan olmanın aşağı ya da yukarı şekilde aşılmasının çabasına ilişkin bir nasihat ile tekrar hatırlatır bize Küçükalp. Zira bu arafın sınırlarının insan kendisi belirlememiştir. Bu nasihat önemlidir. Zira Müslüman olmanın ya da Müslümanca düşünmenin imkanlarından biri de Allah’ın yaratttığı düzeni bozmaya yeltenmeyerek bu düzen içerişinde kulluk bilinci ile insan olmanın hissini yaşamaktır. Doğal olarak bu nasihat ile ilk olarak yolcu olmaya ilişkin birtakım değerlendirmeler yapılmış olacak ve yola ilişkin bir unutulan birtakım hakikatler ortaya konulacaktır. Zira nasihat Küçükalp için yola çıkmaya hazırlık aşamasıdır. Bu aşama olmaksızın yani yola çıkacaklar olmaksızın yolun bir anlamı kalmayacaktır.
Hatırlatma (Yolda Olanlara)
Hatırlatma kategorisini iki alt-kategoriye ayırmak mümkündür: İlk olarak olan üzerine, ikinci olarak olması gereken üzerine yapılan değerlendirmeler. Bu şekilde yapılan iki alt-kategorilendirme önemlidir. Çünkü yola çıkıldığı an artık bir dönüşüm başlamaktadır. Bu dönüşüm olandan olması gerekene yöneliktir. Dolayısıyla yolcunun başlangıçta ne olduğuna ilişkin bir hatırlatma sürekli olarak yapılması gerekiyor ki olması gerekene yönelik hem bir tahayyül zemini oluşabilsin hem de yolun sonuna ilişkin teşebbüs zemini diri kalabilsin. Bu durumda hatırlatma doğal olarak karşılaştırmayı içermek zorundadır. Bu karşılaştırma temelde iki ögeyi içerir. Bu ögeler zamana ve mekâna hapsolmuş ve zamanın ve mekânın getirmiş olduğu geçmiş zamanlara has mistik düşünce ile bezenmiş kişi hüviyetlerinden çağdaş zamanın getirisi mekânik düşünme ameliyesine bürünmüş kişi hüviyetlerine karşın çağa ve dolayısıyla zamana ve mekâna hapsolmamış Müslüman hüviyetidir. Bu karşılaştırmanın yani bu iki önermenin sonucunda ulaşılmak istenilen sonuç önermesinin öznesini ise hakikat oluşturmaktadır. Buradan anlaşılacağı üzere hakikat hatırlatma ile sürekli aktif hale getirilmeye çalışılırken zaman ve mekâna hapsolan pasiflikten kurtulmak gerekir. Birinci kitapta yer alan “Mekânsallaştırılmış Varlık ve Zaman Üzerine” pasajı altında bu karşılaştırma yapılarak hatırlatma yoluna gidilmiş ve yaratılışa uygun bir hayatın yani Müslümanca bir hayatın meşruluk ilkesi belirlenmiştir. Bir diğer hatırlatma da burada devreye girmektedir. Bu pasajın alt-metninde bir üst-yapının meşrulaştırıcılığına duyulan zorunluluk ifade edilmiş olmakla birlikte özellikle post-modernizm ile yıkılmaya çalışılan üst-yapılara ilişkin Müslüman olmanın gerektirdiği ve bir Müslüman olarak durulması gereken pozisyon ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Uyarı (Yoldan Çıkanlara ya da Yoldan Çıkacaklara)
Uyarı kategorisi altında inceleme yapmamızın nedeni aslında pasajlara yansıyan bir amacı ifade etmekten çok hemen hemen bütün pasajlara sirayet eden ve bir sonraki kategoriye (tereddüt kategorisi) hazırlık yapmamıza imkân sağlayan bazı arka plan düşüncelerinin ortaya konmasıdır. “İnsanın Modern Nisyanı” adlı pasaj uyarı kategorisinin belki de ana arterini oluşturmaktadır. Bu pasajda Küçükalp şunları ifade etmektedir: “Ne zaman ki insan, ufkunu göklerden yere doğru kaydırdı kaynağıyla birlikte kendi varlığını da unuttu. Mülk edinme hırsıyla karardıkça gözleri, mülkün Sahibi’ni de unuttu. Tam da özgürlüğünü tattığını düşündüğü bir dünyada sahipsiz bıraktı kendini, tutkularının esiri olarak faniliğini de unuttu.” Dikkatle inceleneceği vakit bu pasajda hem bir nasihat hem de bir hatırlatma işlenmiştir. İnsanın ne olması gerektiğine ilişkin -yani yola çıkacaklara- bir nasihat varken hem de öncesinde ne olduğunu ilişkin -yani yolda olanlara- bir hatırlatma vardır. Ancak örnek olarak aldığımız bu pasajdaki arka plan düşüncesi bizlere aynı zamanda yoldan nasıl çıkıldığına ilişkin bir ipucu vermektedir. Zira insan olmanın aynı zamanda imtihanda olmak olduğunu unutmamak gerekir. Bu imtihanda hem bize çok yakın olan hem de aslında bize en uzak olması gereken bir engelin uyarısını yapmaktadır Küçükalp. Tabii olarak salt bu pasaj bize engellerden sadece bir tanesini anlatmaktadır. Bu yüzden daha önce ifade ettiğimiz gibi pasajların hemen hepsinde arka plan düşüncesi olarak bu engellerden bahsedilmektedir. Bu engellerin varlığını uyarı niteliğimde bize bildiren Küçükalp bir sonraki kategoride göreceğimiz üzere bu engellere ilişkin tereddütlerini de yer yer bazı pasajlarda ifade etmektedir.
Tereddüt ( Hakkı Verilmiş Yolculuk)
Tereddüte ilişkin incelememiz tıpkı hatırlatma kategorisinde olduğu üzere iki alt-kategoride incelenecektir. İlk olarak tereddüt zamana ve mekâna hapsolmuş zihnin bir çıkış kapısı olarak sorgulamalarını içerirken ikinci olarak ise aslından kopan insanın aslına dönüş imkanının neler olduğuna dair sorgulamaları içerir. İlk alt-kategoriye yönelik ikinci kitabın 77. sayfasındaki “İslam ile İmtihan Olmak” pasajı örnek gösterilebilir. Buradaki sorgulama diğer bazı pasajlarda da örneğini bulabileceğimiz gibi çağa ve dolayısıyla çağın insanlarına ait düşünceleri tersine işletmekte kendini gösterir. Çünkü ancak bu şekilde pür-i pak olduğu düşünülen düşünce imkanlarına tabiri caizse çomak sokulabilmektedir. Bu tereddüt hali zamanın ve mekânın tahakküm ettiği düşünce çizgilerine yönelik başlatılmak istenilen yola hazırlık imkanı sağlamaktadır.
İkinci alt-kategoriye örnek pasaj ise yine ikinci kitabın 57. sayfasında “Ortalık Yerde Gizlenen Varlık” pasajıdır. Bu pasajda da görüleceği üzere Küçükalp tereddüt halini bir asla dönüş imkanı olarak ele almakta ve bu dönüşün zemini ifade etmektedir. Dolayısıyla bu tereddüt hali zihinlerde bir ışık çakılmasını ve tereddütten teşebbüs aşamasına geçilmesini ifade etmektedir. Sonuç olarak her iki kitabında da Kasım Küçükalp davet başlığı altında okuyucularına (yolculara) nasihatler, hatırlatmalar, uyarılarda bulunarak aynı zamanda tereddütlerini ortaya koymaktadır. Bu analiz hem kitapların ruhuna uygun bir okuma gerçekleştirmeyi hem de kitapların tanıtımına katkı sağlamayı hedeflemiştir.
Güzel bir kitap analizi olmuş. 👍
BeğenBeğen