Yıllarımı uzun süre okuma alışkanlığım olmadan geçirdim. Hayatımın bazı dönemlerinde girişimlerim oldu. Ergenlik döneminde absürt kitaplarla, üniversite yıllarımda Mustafa Kutlu ile başlayan ve ona benzeyen kitaplarla geçen birkaç deneme dönemi. Ama öyle bir zaman geldi ki bu alışkanlığı tam manasıyla kazanmış oldum. Nereden biliyorum çünkü artık okumadığımda içimde bir huzursuzluk oluyor. Bu dönem Pandemi dönemi idi. Sürecin başında evde olmanın uzayacağını anlamam ve merak ettiğim bir kitapla başlayan okuma serüveni.
Öncelikle benim gibi sonradan değil, çocuklarınızın okuma alışkanlığını şimdiden kazanmasını istiyorsanız etraftan topladığım, okuduklarım kadarıyla sizlere anlatıyorum.
Kitaplardan gördüğüm kadarıyla okuma alışkanlıkları eski zamanlarda -televizyon yokken- evlerde toplanılarak, bulunan bir kitap, okuma bilen birilerine okutturulur herkes dinlermiş. Okuyana imrenilerek bakılırmış. Kitapları olanlara daha bir saygıyla yaklaşılır, insanlar kitap okuyanları önemserlermiş. Bu özellikle doğu illerinde gerçekleşen ve hatıralarda geçen bir hadise. Tabi bir anekdot daha var burada bir arada buluşmalar ve sohbet imkanı.
Okuma alışkanlığı kazanmış kişilerden duyduklarımızda evde aktif bir kütüphane olması. Evde bulunan kütüphaneye kitaplar alınması ve o kitapların okunması
Geçtiğimiz günlerde X’te yabancı bir adama denk geldim. Çocukları okuma ve yazmayı kendileri öğrenmiş. Nasıl yaptın diye sorduklarında şöyle cevap veriyor. “Onlara yatmadan kitap okurdum. Onların seveceği karakterlerin olduğu kitapları okurdum özellikle. Bir olayın en heyecanlı sahnesinde uykum gelmiş gibi yapar kitabı kapatır ben yatıyorum derdim. Onlarda devam etmemi isterler ancak cevap olarak kitap orada açın okuyun dedim. ” diye söylüyor ve ekliyor. “Ben çocuklarımın merak etme duygusuna maruz bıraktım onlarda öğrendiler.”
Yani alışkanlık için,
Örneklik
Merak
İmkan ve/veya mekan
gerekiyor.
O yüzden Bedri Rahmi Eyüboğlu’na ithafen
Bütün kitaplar kalmalı, isterse söyledikleri yalan olsun sen doğruyu bulmaya gayret et ve onunda söylediği gibi “insan derya misali uçsuz bucaksız olmalı” işte bunun için mutlaka okumalı, hatta yapabiliyorsa gezmeli.
Bütün kitapları yakmalı
Bedri Rahmi Eyyüboğlu
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar
Bir tek meyve veren dalı keserler
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı.
Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtaralım birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebileceğimiz kadar