Tez Nasıl Yazılmaz -I-

Muhammed Karayağlı Hocamın Umberto Eco’nun “Tez Nasıl Yazılır” eserini tanıtan iki yazısından hareketle tezini bir türlü yazamayan bir bedbaht olarak bir kaç kelam ile ukelalık etme hadsizliğini kendimde buldum.

Doğrusunu söylemek gerekirse tezime çalışırken verdiğim beş dakikalık molada bu yazıyı kaleme alıyorum. Dolayısıyla oldukça baştan savma ve özensiz bir yazı sizleri beklemekle beraber, inanıyorum ki -Allah’ın izniyle- bu kafa yoğunluğu içinde sizlere özet olarak özlü kaideler serdeceğim.

Efendim, bendeniz pek hakîr, bin taksir içinde ve bî-kârların kârı olan bekarlığın kârlılığında da bî-nasibim. Evet evlenmek gibi bir sünnet-i azimeyi tez dolayısıyla tehir etmişliğin bereketsizliğine nail oldum. Bu bereketsizlikten olsa gerek ne maddiyatım, ne de maneviyatım intişar buldu.

Beyhude heba olmuş zamanım, bu tez denilen püsküllü belaya düçar oldum olalı. Bir kaç husus dışında gerçekten elle tutulur, gözle görülür, gönülle hissedilir bir iş başarmış ve meccanen ortaya koymuş değilim bu süreç içinde. İşte bu kadar kötü bir reputation‘a sahip ve bedbaht olduğu kadar pek çok mesaile bedbin bakan şu gafil kardeşini dinle ve teşkil ettiği su-i misalden hisse çıkar ki aynı halden müzdarip olmayasın. Şöyle ki:

Evvela, tez telif eden kişi kendini fazla büyütmemeli. Zira kendini büyük gören, amelini büyük görür; amelini büyük gören, amelinin kendine layık gördüğü derecede büyük olmadığını ve olamayacağını anladığı anda şevki kırılır ve bütün bütün o işi tamamlamaktan geri kalır. O nedenle kişi acziyetini idrak edip Rabbine sığınmalı, tevekkül edip iyisiyle kötüsüyle bütün bütün elde edemediği ameli bütün bütün terk etmeyip elinden geleni ortaya koymalı. Ortaya konulanı tashih ve taslih edip sonra tezyinatı tavsiye edecek tez danışmanıdır. Eğer böyle bir danışmanı yoksa fahri danışmanlar bulmalı ve imkanı varsa o alakayı gösterecek ikinci bir danışman atamalı başına.

Saniyen, kişi kendini büyük görünce tez konusunu altından kalkılamaz şümullü bir konu seçip akılsızlığın en alasını yapar. Bu konunun hakkını vereceğim diye göbeğini çatlatır da ortaya tez diye bir eser yine de koyamaz. Bu nedenle herkes haddini bilip çapınca konu seçmeli. Bir sahanın duayenlerinin yazmadığını yahut yazamadığını, “yazacağım” diye -benim gibi- akılsızlığın dik alalığını yapmanın alemi yok.

Salisen, kişi dağınık okumamalıdır. Belirli bir sistematikle okumalıdır. Okudukları dağıldıkça konuyu toparlaması da imkansız hale gelir.

Rabian, aklına geldikçe oturup yazmalı kişi.
Yoksa bundan mühim var mı başka bir işi.
Buna rağmen oturup yazmayanın kırılsın dişi.
Mollazade otur da yaz, tezinin yok daha kirişi.

Her hafta verdiğim bir molada dörder madde yazmak niyazıyla. Allah’a emanet olun.

1 Comment

  1. Doktorasının ilk senesinin sonunda literatür tarama metodundan tokadın alasını yemiş bir aciz olarak, okumalar konusunda verebileceğim nadide tavsiye sistematik literatür taraması yapıp sırayla okumak olur.

    Liked by 1 kişi

Talha Enes Ayrancı için bir cevap yazın Cevabı iptal et